New York Times’ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre ABD ve İran, Umman arabuluculuğunda Cenevre’de kritik nükleer görüşmelere başladı. Sürecin sonucu, iki ülke arasında yeni bir anlaşma yapılmasını ya da askeri gerilimin tırmanmasını belirleyebilir.
ABD Başkanı Donald Trump son konuşmasında İran ile çıkmazı diplomasi yoluyla çözmeyi tercih ettiğini belirtirken, “İran’ın nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Ancak Washington yönetimi, askeri seçeneğin de masada olduğunu vurguluyor.
İran tarafı ise nükleer zenginleştirmeden tamamen vazgeçmeyeceğini net şekilde ifade ediyor. Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, İran’ın nükleer silah geliştirmeyeceğini ancak barışçıl nükleer teknolojiden vazgeçmeyeceğini söyledi.
“Geçici askıya alma formülü”
Habere göre İran’ın, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini üç ila beş yıl süreyle askıya alma teklifini gündeme getirmesi bekleniyor. Buna karşılık İran, düşük seviyeli (yaklaşık yüzde 1,5) zenginleştirmeyi sürdürmek ve bölgesel bir nükleer konsorsiyuma katılmak istiyor.
Tahran ayrıca elindeki yaklaşık 400 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu aşamalı olarak seyreltmeyi ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetimine açmayı teklif edebilir.
Bu formül, Trump’a zafer ilan etme imkânı sunarken İran’ın da sınırlı nükleer kapasitesini korumasını hedefliyor.

“Masada olmayan başlık: Füze programı”
İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği destek, mevcut turda resmi olarak gündemde değil. Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ın balistik füzeleri müzakere etmeyi reddetmesinin “büyük bir sorun” olduğunu söyledi.
Washington yönetimi uzun vadede nükleer programın ötesine geçen kapsamlı bir çerçeve talep ediyor.
“2015 anlaşmasından savaşın eşiğine”
ABD 2018’de Trump’ın ilk başkanlık döneminde 2015 tarihli nükleer anlaşmadan çekilmiş ve İran’a ağır yaptırımlar uygulamıştı. İran ise zenginleştirme oranını yüzde 3,5’ten yüzde 60’a çıkarmıştı. Bu oran, silah seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.
Geçtiğimiz yıl İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve ABD’nin İran’ın üç ana nükleer tesisine düzenlediği bombardıman, gerilimi zirveye taşıdı. İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir kısmının tesis enkazı altında kaldığı iddia ediliyor.

“ABD askeri yığınağı”
Son haftalarda ABD, İran sınırlarına yakın bölgelerde askeri varlığını önemli ölçüde artırdı. Uçak gemileri ve savaş gemileri bölgeye konuşlandırıldı, üs savunmaları güçlendirildi. Bu durum, 2003 Irak işgalinden bu yana Orta Doğu’daki en büyük Amerikan askeri yığınağı olarak değerlendiriliyor.
İran ise olası bir saldırıya derhal misilleme yapacağını ve bölgedeki ABD üslerini hedef alacağını açıkladı. İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, Amerikan savaş gemilerinin hedef alınabileceği uyarısında bulundu.

“Belirleyici tur”
Uzmanlara göre Cenevre görüşmeleri sürecin en kritik aşaması olabilir. Chatham House Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı Direktörü Sanam Vakil, “Eğer İran yeterince uzlaşma göstermez ve ABD de yaptırımlarda esneklik sağlamazsa işler patlayabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Cenevre’de yürütülen bu temaslar, yalnızca Washington ile Tahran arasındaki ilişkileri değil, tüm Ortadoğu’daki güvenlik mimarisini etkileme potansiyeline sahip.




