Sahada değil bahiste kazanıyorlar
Sahada değil bahiste kazanıyorlar
İçeriği Görüntüle

Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı’nın en kritik cephelerinden biri olarak 21 Şubat 1915’te şiddetlenen deniz saldırılarıyla tarih sahnesine çıktı. İngiltere ve Fransa öncülüğündeki İtilaf Devletleri’nin amacı açıktı: Çanakkale Boğazı’nı aşmak, İstanbul’u ele geçirmek ve Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak.

İstanbul’a Uzanan Yolun Kilidi: Çanakkale

Boğazın geçilmesi yalnızca askeri değil, siyasi bir hamleydi. İtilaf güçleri, Rusya’ya güvenli bir ikmal hattı açarak savaşta stratejik üstünlük sağlamayı planlıyordu. Ancak Osmanlı savunması, kıyı bataryaları ve mayın hatlarıyla beklenenden güçlü bir direnç gösterdi.

18 Mart: Denizden Yıkılamayan Savunma

Şubat ve Mart 1915 boyunca süren yoğun bombardıman, 18 Mart’ta doruğa ulaştı. İtilaf donanması ağır kayıplar verdi ve geri çekilmek zorunda kaldı. Bu sonuç, Çanakkale’nin yalnızca deniz gücüyle aşılamayacağını ortaya koydu.

H M S Irresistible Abandoned 18 March 1915

Gelibolu’da Aylar Süren Kanlı Mücadele

Denizden sonuç alamayan İtilaf güçleri, 25 Nisan 1915’te Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yaptı. Arıburnu, Seddülbahir ve Anafartalar hattında aylar süren çatışmalar yaşandı. Bu cephede görev yapan Mustafa Kemal’in askeri liderliği öne çıktı; özellikle Conkbayırı ve Anafartalar’daki direniş savaşın kaderini belirledi.

Bir Cepheden Fazlası: Tarihi Bir Dönüm Noktası

Ocak 1916’da İtilaf Devletleri’nin çekilmesiyle cephe kapandı. İstanbul işgal edilmedi, Osmanlı Devleti savaşta bir süre daha varlığını sürdürdü. Çanakkale’de verilen mücadele, yalnızca bir askeri başarı değil; ulusal hafızada yer eden bir direniş simgesi olarak tarihe geçti.

Aradan geçen 111 yıl sonra Çanakkale Cephesi, tarihin akışını değiştiren mücadelelerden biri olarak anılmaya devam ediyor.