Doğu Avrupa’da uzun süredir zaman zaman gündeme gelen Moldova–Romanya birleşmesi, bu kez diplomatik düzeyde daha güçlü bir mesajla yeniden uluslararası tartışmaların merkezine yerleşti. Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu, Romanya ile tek devlet altında birleşmeye sıcak baktığını açıkça ifade ederek, böyle bir referandumda kendi tercihinin birleşme olacağını duyurdu.

AB SÜRECİ VE GÜVENLİK FAKTÖRÜ ETKİLİ

Kişinev yönetiminin bu stratejik yaklaşımının arkasında, Avrupa Birliği üyelik sürecinin hızlandırılması, Batı ile siyasi entegrasyonun güçlendirilmesi ve bölgesel güvenlik arayışının bulunduğu belirtiliyor. Kremlin ile Avrupa arasında sıkışmış bir coğrafi ve siyasi pozisyonda yer alan Moldova’nın birleşme ihtimali, Avrupa siyasetinde kartları yeniden dağıtabilecek potansiyele sahip.

TOPLUM TAM OLARAK İKNA OLMUŞ DEĞİL

Hamburger ısırığı 1 milyon TL’lik davaya dönüştü: Üç kez operasyon geçirdi!
Hamburger ısırığı 1 milyon TL’lik davaya dönüştü: Üç kez operasyon geçirdi!
İçeriği Görüntüle

Sandu’nun açıklamaları Moldova iç siyasetinde de yankı buldu. Yapılan anketler halkın yaklaşık yüzde 30’unun birleşme fikrine destek verdiğini gösterirken, ülkede geniş bir kesimin kararsız olduğu ifade ediliyor. Cumhurbaşkanı Sandu da mevcut desteğin referandum için güçlü bir zemine dönüşmediğini kabul ediyor.

Bölgede yaşanabilecek askeri veya siyasi gelişmelerin kamuoyu eğilimlerini kısa sürede değiştirebileceği değerlendirmesi ise uzmanlar arasında sıkça dile getiriliyor.

AYRILIKÇI BÖLGELERDEN SERT MESAJLAR GELİYOR

Birleşme senaryosu, Moldova’nın ayrılıkçı bölgelerinde ise yeni kırılma hatlarına yol açıyor. Transdinyester ve Gagavuzya temsilcileri, Moldova’nın statüsünde yaşanacak köklü bir değişimin kendi bağımsızlık taleplerini meşrulaştıracağını savunuyor. Rusya’nın bu bölgelerle kurduğu siyasi ve kültürel bağlar, sürecin en kritik unsurunu oluşturuyor.

İKİ AYRI KİMLİK, TEK COĞRAFYA

Moldova’da yaklaşık 1,5 milyon kişinin Romanya vatandaşlığına sahip olması iki ülke arasındaki toplumsal bağı güçlendiren önemli bir veri olarak öne çıkıyor. Öte yandan Rusça konuşan toplulukların yoğunluğu ve Moskova’nın bölgedeki tarihsel etkisi entegrasyonun önünde ciddi bir bariyer oluşturuyor.

Uzmanlar, böyle bir birleşmenin yalnızca iki ülkeyi değil; Karadeniz havzasından Balkanlar’a kadar pek çok bölgesel dengeyi derinden etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.