Altın, gümüş ve benzeri yatırım araçlarında son dönemde görülen hızlı artış, kamuoyunda “büyük kırılma” ya da “büyük sıfırlama” olarak anılan senaryoları gündeme taşıdı. Ancak Yeminli Mali Müşavir Dr. İbrahim Can, tartışmaların ötesine geçerek temel sorunun servet dağılımından çok yönetim kalitesinde olduğunu vurguladı.
Dr. Can’a göre sabit gelirli çalışanlar, işsizler ve emekliler ekonomik dalgalanmalar karşısında hızla güç kaybederken, sermayesi olmayan geniş kesimler için dayanıklılık her geçen gün zayıflıyor. “Bu yalnızca finansal bir kriz değil, aynı zamanda kalıcı bir zihinsel krizdir” diyen Can, asıl meselenin artık “zenginleşmek” değil sistem içinde ayakta kalabilmek olduğunu söyledi.
“ASIL SAKLANAN PARA DEĞİL, YÖNETİM KALİTESİ”
Uluslararası alandaki uzun yıllara dayanan deneyimlerine atıf yapan Dr. Can, ekonomide başarının yönetim kalitesiyle doğrudan bağlantılı olduğunun altını çizdi:
“Bir ekonomide asıl saklanan şey para değil, yönetim kalitesidir. Finans ile akıl birbirinden koptuğunda, en büyük sermaye bile kısa sürede yok olur.”
Can, kredi ve yatırım sermayesinin tek başına bir çözüm olmadığını, sağlıklı sonuçlar üretmesi için yönetim, denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti. Aksi durumda sermayenin yalnızca zararı büyüttüğünü ifade etti.
TÜRKİYE’YE YÖNELİK SİSTEM ELEŞTİRİSİ
Dr. Can, Türkiye’de yaygın bir uygulama olarak nitelendirdiği “parayı ver ama yönetime katılma” anlayışının ciddi yapısal sorunlar yarattığını söyledi. Şirketlerin işletme sermayesi eksikliği yaşaması ya da zarar etmesinin temel sebebinin kötü idare olduğunu vurgulayan Can, bu durumun konkordatoların artmasına, finansal yüklerin kamuya ya da topluma devredilmesine ve uzun vadede toplumsal kalkınmanın zayıflamasına yol açtığını kaydetti.
“SORUN PARA EKSİKLİĞİ DEĞİL, AKIL VE YÖNETİM EKSİKLİĞİ”
Dr. Can’ın değerlendirmesinde en dikkat çeken başlık, ekonomik problemin kaynağına ilişkin yaptığı tespit oldu:
“Sorun ekonomik değil, kurumsal ve zihinseldir. Sorun para eksikliği değil, akıl ve yönetim eksikliğidir.”
Günümüz toplumunda bilimsel ve rasyonel yönetimin yerini kısa vadeli kazanç, gösteriş ve manipülasyonun aldığını belirten Can, bunun kaçınılmaz sonucu olarak yoksulluğun, güvensizliğin ve yozlaşmanın derinleştiğini ifade etti.
“BU BİR KEHANET DEĞİL, NEDENSELLİK ZİNCİRİ”
Dr. Can, mevcut sürecin yeni bir kehanet değil, yıllardır gözlemlenen bir nedensellik zinciri olduğunu söyledi. Ekonomideki kırılganlığın yalnızca piyasalardan değil, toplumsal ve kurumsal yapılardan beslendiğini belirterek uyarılarını şu sözlerle tamamladı:
“Bu olayların değişmediği süreç, ekonomik değil; toplumsal.”





