FACİANIN YIL DÖNÜMÜNDE “SINIR” KARARI

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan karar, Bolu Köroğlu Dağı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’nin sınırlarının küçültülmesini öngörüyor. Düzenlemenin, felaketin yıldönümü olan 21 Ocak’ta yürürlüğe girmesi dikkatleri daha da yoğunlaştırdı.

Ocak ayı doğum yardımı ödemeleri başladı
Ocak ayı doğum yardımı ödemeleri başladı
İçeriği Görüntüle

78 kişinin hayatını kaybettiği yangın 21 Ocak 2025’te meydana gelmiş, otelin bulunduğu bölgenin turizm koruma ve gelişim statüsü sebebiyle idari sorumluluk Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda bulunmuştu.

AYNI BİRİM HEM ŞÜPHELİ HEM DÜZENLEMECİ

DW Türkçe’nin haberine göre, söz konusu bölgeyle ilgili düzenlemeler Bakanlık bünyesindeki Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanıyor. Ancak bu birimde görev yapan üst düzey isimler, yangın soruşturmasında şüpheli olarak yer alıyor.

Genel Müdür Neşe Ç. ile yardımcıları Levent K. ve Elçin Şimşek Ö.’nün soruşturma kapsamında yurt dışına çıkış yasağı bulunurken, otelin denetimini yürüten Kontrolörler Kurulu Başkanlığı da aynı genel müdürlüğe bağlı.

Bu durum, “yangın dosyasının tarafı olan bürokratların aynı alanda işlem yapmaya devam ettiği” eleştirilerini beraberinde getirdi.

MAĞDUR AİLELER: “BU BİR MEYDAN OKUMA”

Yangında yakınlarını kaybeden ailelerin avukatlarından Onur Fırat Kaynun, kararın zamanlamasına sert tepki gösterdi. Kaynun, düzenlemeyi “mağdurlara karşı açık bir meydan okuma” olarak nitelendirdi ve şu değerlendirmeyi yaptı:

“Haklarında dava açılmayan ve soruşturmada şüpheli konumunda yer alan kişilerin bölgeyle ilgili idari tasarrufta bulunması kabul edilemez. Aldıkları her karar soruşturmayı etkileme potansiyeli taşıyor, aynı zamanda mağdurlara ‘Yetki hâlâ bizde’ mesajı veriliyor.”

Mağdur aileler, şüpheli sıfatıyla dosyada bulunan bürokratların görevden uzaklaştırılmasını ve bölgede yapılacak idari işlemlere dahil edilmemesini talep ediyor.

SÜRECİN GÖLGESİNDE YANIT BEKLEYEN SORULAR

Resmî Gazete kararı sonrası kamuoyunda şu sorular öne çıktı:

Sınır daraltmanın amacı ne?

Zamanlama tesadüf mü, yoksa bilinçli bir tercih mi?

Soruşturmanın tarafı olan bürokratlar neden hâlâ görevde?

Bu düzenleme yargı sürecini nasıl etkileyebilir?

Kartalkaya dosyasındaki tartışma, sadece hukuki değil aynı zamanda idari sorumluluklar açısından da yeni bir gerilim hattı yaratmış durumda. Soruşturma tamamlanmadan yapılan bu tasarrufun siyasi ve hukuki yansımaları önümüzdeki günlerde daha fazla konuşulacak.