ÖKSÜZ BİR ÇOCUK VE SAAT ENDÜSTRİSİNE AÇILAN KAPI
Rolex’in temelleri, 1881’de Almanya’da dünyaya gelen Hans Wilsdorf’un çocukluk dönemine uzanıyor. Wilsdorf 12 yaşındayken ailesini kaybetti ve amcalarının gözetiminde yatılı okulda büyüdü. Genç yaşta disiplinli ve bağımsız çalışma alışkanlığı edinen Wilsdorf, ticaretle ilgilenmeye başlamadan önce dil ve matematik konusunda gelişti. Saat sektörüne girişini İsviçre mekanizmalarının uluslararası ticaretinde görev alarak gerçekleştirdi.
LONDRA’DA BAŞLAYAN MARKA SERÜVENİ
1905’te Londra’da “Wilsdorf & Davis”i kuran Wilsdorf, o dönemde henüz yaygınlaşmamış olan bilek saatlerine yatırım yaptı. İsviçre’den ithal ettiği küçük mekanizmaları İngiltere’de saat kasalarıyla birleştiriyor ve satıyordu. O yıllarda erkekler hâlâ cep saati kullanırken Wilsdorf, bilek saatinin geleceğin standardı olacağını öngörüyordu. 1908’de kısa, akılda kalan ve farklı dillerde telaffuzu kolay “Rolex” markası tescillendi.
TEKNİK BAŞARILAR MARKANIN ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİRDİ
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Rolex’in hassasiyeti, 1914’te İngiltere’den alınan kronometre sertifikasıyla tescillendi. Bu belge, bir bilek saatinin ilk kez bu seviyede doğruluk sertifikası alması açısından önemliydi. Savaş sonrasında yüksek gümrük vergileri nedeniyle şirket merkezi İsviçre’ye taşındı ve Cenevre Rolex’in kalıcı evi oldu.
ROLEX’İN SAHİBİ KİM? BORSADA YOK, VAKIFTA VAR
Markanın en dikkat çeken yönlerinden biri mülkiyet yapısı. Wilsdorf ve eşi çocuk sahibi olmadığı için, kurduğu şirketin geleceğini güvence altına almak amacıyla Rolex hisselerini Hans Wilsdorf Vakfı’na devretti. Bu model sayesinde Rolex bugün borsada işlem görmüyor, kâr dağıtımı baskısına maruz kalmıyor ve finansal verilerini açıklamak zorunda değil. Bu gizlilik, markaya hem stratejik bağımsızlık hem de kamuoyu nezdinde “bilinmezlik” etkisi kazandırıyor.
NEDEN BU KADAR PAHALI?
Rolex saatlerin fiyatlarını belirleyen en görünür unsur marka değil, üretim modeli. Şirket, saat endüstrisinde nadir görülen şekilde neredeyse tamamen dikey entegre çalışıyor. Mekanizma, kasa, bilezik, kadran, altın ve çelik alaşımlar büyük ölçüde kendi tesislerinde üretiliyor. Kullanılan paslanmaz çelik 904L gibi işlenmesi zor ve maliyetli malzemeler tercih ediliyor. Her model uzun test süreçlerinden geçiriliyor, su geçirmezlik ve hassasiyet sertifikalarıyla piyasaya çıkıyor. Tüm bu süreçler işçilik, kalite kontrol ve zaman maliyetine dönüşüyor.
KITLIK STRATEJİSİ VE İKİNCİ EL PİYASASI
Rolex yıllık üretimini açıklamasa da uzmanlar üretim kapasitesinin talebin altında tutulduğunu, bunun ise ikinci elde fiyatları yükselttiğini belirtiyor. Popüler modellerde bekleme listeleri oluşuyor ve bazı modeller kendi liste fiyatlarının çok üzerinde işlem görüyor. Bu durum Rolex’i yalnızca lüks bir saat değil, aynı zamanda yatırım aracı olarak konumlandırıyor.



